kişisel paylaşımlar
In: Diger
5 Oct 2011Doğuş grubunun organizasyonu olan Yeni Medya Düzeni konferansı Lütfi Kırdar Kongre salonunda gerçekleşiyor.
Satırbaşları ile konferanstan notlar:
• Konferansa katılımcılar sırasıyla Jimmy Wales (Wikipedia), Tim Draper (DJF Networks), Brian A. Wong (Alibaba.com), Alan Chen (Perfect World Entertainment), Tom Chatfield (Yazar, teknoloji ve oyun kuramcısı) ve Julian Assange (Wikileaks).
• Tim Draper ve Julian Assange video konferans ile katılacaklar.
• (08:35) – 08:00 – 09:00 arası misafirler ortak alanda kahvaltı ediyor.
• (09:37) – Daha salonun yarısı bile dolmadı. Öğrenci bölümü hınca hınç.
• (09:45) – Lütfi Kırdar Sergi salonunda gerçekleşecek olan YMD’11 yarım saat gecikme ile 09:45′de Doğuş Yayın Grubu yönetim kurulu başkanı Erman Yardelen’in açılış konuşması ile start verdi.
• (09:55) – Jimmy Wales konuşmasını yapmak üzere sahnede.
• (10:50) – Tim Draper konuşmasını yapmak üzere sahneye çıktı.
• (11:45) – 15 dk. kahve molası verildi.
• (12:10) – Brian Wong düşüncelerini paylaşıyor.
• (13:10) – Öğle yemeği arası.
• Konferans’ın ikinci bölümü 14:15′te başlayacak.
• (14:35) – Alan Chen oyun dünyası ve iş modelleri konusunda düşüncelerini paylaşıyor.
• (15:25) – Tom Chatfield “Attention” konu başlıklı sunumu ile sahnede.
• (16:15) – Kahve molası verildi.
• (16:50) – Ve beklenen an.. Julian Assange İngiltere’de ev hapsinde olduğu için uydu ile oturuma katıldı.
• (18:40) – Konferans sona erdi.
In: Diger
20 Apr 2011Bir süredir yazdığım blogları yalnızca Türkçe olarak değil, aynı zamanda İngilizce olarak da yayınlamak istiyordum. Bunun için istediğim WordPress eklentisini buldum; WPML.
In: Diger
18 Jan 2011Geçenlerde ülkemizde popüler bir online alışveriş sitesinden üç-beş birşeyler alayım dedim. O ürün senin, bu ürün benim derken kendimi o her zamanki aç gözlülüğümle ürünleri hunharca listelerken buldum. Ve o an şunu farkettim ki, ürünleri listelemek aslında orada 3-5 seçenekten ibaret değil. Gerçekten de ciddi bir psikolojik çıkarımlar sonrasında oraya konmuş seçenekler onlar.
Biz hep sanıyoruz ki; “amaan koy işte.. fiyata göre, renge göre, yapana göre, kıla göre tüye göre.. tamam, sonuna da listele koy baba. tamam.”
İşin gerçeği bambaşka. Biz bilmiyoruz ki, “o seçeneklerin hangisini tercih ettiğimiz” bizim düpedüz karakterimizin bir yansıması.
Nedir bu listeleme çeşitleri ? Oturdum üşenmeden yazdım;
Astrologlar gibi ben de bu sıralama ölçütleri için birer karakter analizi yazdım. Bakınız ki;
En yeniler yukarıda diyorsanız;
Siz tam bir yenilikçi ve modern alışverişkoliksiniz. Her zaman en yeni çıkanları takip eder, eskilerin yüzüne bile bakmazsınız. Muhtemelen sizde zaten olan bir ürünün daha iyisini almak için ondan daha yeni olmasını savunursunuz. Ya da bunların hiçbiri değil, üstün ürün sıralama teknolojisinin farkında bile olmadan, mal (no offense) gibi, bütün ürünlere tek tek, sayfa sayfa bakıyorsunuz.
Puanına göre sırala diyorsanız;
İtiraf edin alışveriş yaparken çoğu zaman ”Aman hiç uğraşamam araştırmakla.. İnsanlar almışlar kullanmışlar oylamışlar.. Macera aramaya gerek yok.” diyorsunuz. Ürün garantisi sizin için çok önemli. Garanti belgelerini gözünüz gibi saklıyorsunuz. Ürünün puanı sizin için çok önemli bir kriter. Hayatınızın ürünü de olsa, 10 üzerinden 6.3 aldıysa hiç şansı yok.
Satın alınma sayısına göre sırala diyorsanız;
Moda sizin için vazgeçilemez bir unsur. Giyimde kuşamda, teknolojide sektörde ne moda ne değil bilirsiniz. Ohoo beyim.. Popülizm etkileri hat safhada. Bir akıma kapıldınız, dünyada ne en revaçtaysa o sizin bir numaralı hedefiniz.
Fiyata göre sırala (azalan) diyorsanız;
Sizin için kalite önemli, para önemsiz. “Kalite’yi severim”cilerdensiniz. Sıralamayı yapar, ne ürünün puanına bakarsınız, ne görseline. “Pahalı ise vardır bir numarası.” Listede yukarıdan aşağı doğru süzülür, bütçenize gelince durursunuz. Ve altlara dönüp bakmazsınız bile.
Fiyata göre sırala (artan) diyorsanız;
Sizin için en önemli şey işlev! Aynı işlevi yapan iki üründen neden daha pahalı olanı alasınız ki? Listede bastan sona dogru giderken ihtiyaçlarınız ön plandadır. İhtiyacınıza uygun ilk ürünü bulduğunuz anda BİNGO ! Çoktan kredi kartı bilgilerinizi girmeye başladınız bile.
Farazi Not : Tespit tamamen eğlence amaçlı olup, olur da bir gazeteye falan “norveç’in oslo üniversitesi’ndeki bir araştırmaya göre..” haberine konu olursa daha da diyecek birşey bulamıyorum.
Sağlıcakla kalınız.
In: Diger
18 Jan 2011Şöyle bir baktım da.. En son 8-9 ay önce blog yazmışım. İlk blog’umu açarken bundan korkuyordum.
Ne zamandır aklımda olan birkaç konu vardı yazacağım. Onlarla başlayalım yeniden.
Hey, 2011… Hoşgeldin.
In: Diger
5 May 2010Yaklaşık 1 ay önce bünyesinde çalışmaya başladığım Huawei Telecommunications Co. Ltd. tarafından eğitim ve proje devri amaçlı Çin’e gönderiliyoruz. Takribi kalış süremiz 2-3 ay olarak gözüküyor. İnsanlar şimdiden alacak listesi yapmaya başladı bile. Çin’in Shenzhen kentinde konuşlanacağız, fakat haftasonları oldukça gezmeyi planlıyoruz.
Çin’in gezilmezse olmaz yerleri başlıca Shangai ve Beijing(Pekin) fakat bu şehirler bizim kalacağımız yere biraz (kuş uçuşu 2k km) kuzeyde kalıyorlar ve uçakla bile gitseniz minimum 3-4 saat sürüyor. Yine de Çin’e gitmişken bu şehirler görülmeden dönülmez mantığıyla bu iki şehre gitmek istiyoruz.
Shenzhen, Çin’in güney doğu kıyısında yer alan, Hong Kong’un sınırında bir şehir. Bu sebepten, Istanbul – Hong Kong seferi ile direkt uçacağız. Orada oluş günümüz Cumartesi olduğundan, Hong Kong’da 1 gün kalma durumumuz doğdu.
Çin, double pass vize veriyor maksimum. Daha doğrusu iş vizesinde o kadar veriyor. Bir başka deyişle, Çin’e 2 kez giriş yapabiliyorsunuz. Yani bu da demek oluyor ki, biz Çin’e giriş yaptıktan sonra, Çin dışında bir ülkeyi daha gezme fırsatımız olacak.
İşte burası büyük bir muamma, keza Hong Kong dibimizde fakat, Tokyo da oldukça cazip bir alternatif.
Avrupa veya Amerika seyahati olsa bu kadar heyecan uyandırmazdı içimde. Şimdilik hepimiz heyecanlı bir bekleyiş içindeyiz, neler olacak göreceğiz.
Kalın sağlıcakla !
Canon EOS 50D’yi aldığımda, menüde bir yerde üst düzey DSLR makinelerin bazılarında bulunan otomatik netleme ince ayar özelliği bulunduğunu gördüm. Ne işe yarıyor, nedir, ne değildir derken, bu özelliğin çok işe yarayabileceğini gördüm. Şöyle ki, body ya da objektifler üretilirken odaklama modülleri bir tolerans payı ile üretiliyor. Buradaki bir tutarsızlık da en çok auto focus’ta tam odaklayamama sorunu olarak fark ediliyor(çoğu zaman farkı gözle görmek pek mümkün olmasa da). Yani makineniz ve objektifiniz ikilisi bazen çok ufak bir miktar odakladığınız yerin önünü ya da arkasını odaklıyor. Bu da backfocus ya da frontfocus problemi olarak adlandırılıyor.
Üst düzey makinelerde bu ince ayarı yapmak için menüye bir arayüz eklenmiş. Kendi makinemden örnek verirsem; 50D’nin menüsünde, üstteki ilgili sekmeye gelerek (bendeki versiyonda sondan üçüncü) “C.Fn III Autofocus/Drive” içinde 7. ayara gitmek suretiyle (AF Micro Adjustment) ulaşabilirsiniz. Burada 3 seçenek göreceksiniz.
Burada tabi ki her lens için farklı olacağından, hepsi için ayrı ayrı ayar yapmak gerekli diye düşünüyorum.
Bu menüde 2. seçenek üzerine gelerek INFO tuşuna basarak istediğiniz değeri wheel yardımıyla seçebiliyorsunuz. (-20 .. +20). -20′ye yaklaştıkça AF ayarınızı biraz daha yakına odaklamak üzere, +20 ye yaklaştıkça ise daha uzağa odaklamak üzere ayarlamış oluyorsunuz.
Peki nereden anlıyoruz bizim makine veya lensimiz için bu ayarı değiştirip değiştirmememiz gerektiğini? Bunun için internette bir çok teknik paylaşılmış. Ben uyguladığım yöntemiz paylaşacağım:
Öncelikle aşağıdaki linkteki dosyanın 18. sayfasını print out almamız gerekiyor (İngilizce’niz var ise tüm belgeyi okuyun, fotoğraf makinesinde auto focus nasıl çalışıyor onu anlatıyor) :
http://rapidshare.com/files/373028674/af_ma.pdf
Şimdi yazının en sonundaki fotoğraftaki gibi makinemizi sabit bir tripoda koyarak print aldığımız sayfanın ortasındaki “Focus Here” yazısına tam 45 derecelik açı ile odaklanabileceğimiz şekilde ayarlıyoruz (Bu açının mümkün olduğunca 45 derece olmasına özen gösterin, bu kısım önemli). Objektifinizi maksimum zoomlayıp, diyaframı da maksimum açmak, net alan derinliğini azaltacağı için bu testi daha sağlıklı yapmanızı sağlayacaktır.
Bir sonraki adımda 2 seçeneğimiz mevcut:
Buradaki amacımız, “Focus Here” ve hem solda hem sağda bulunan “This text should be perfectly in focus” yazısının mümkün olduğunca net olması. Bunu da menüdeki daha önce bahsettiğimiz yerden ayarlamak suretiyle, otomatik odak noktasını biraz öne ya da arkaya çekerek tam o yazının oraya denk gelecek şekilde oturtmak.
Aşağıda benim çekmiş olduğum test fotoğraflarını görebilirsiniz:
Bu fotoğraflara bakarak benim kullandığım Tamron 17-50 mm lens için +15 ya da +20 değerini kullanmam gerektiği çok aşikar. Bu demek oluyor ki, benim 50D + Tamron 17-50 mm ikilim normal şartlarda odaklamak istediğim noktanın çok az arkasına odaklıyor. İnternette bu kombinasyonu kullanan diğer kullanıcıların değerleri ile tutarlı bir değer elde ettim. Bu fark 2-3 mm gibi bir fark, fakat yine de çok önemli bana göre. Bu durum manzara ya da geniş açılı bir fotoğraf çekerken pek bir fark yaratmayacaktır fakat özellikle portre çekimlerinde, göze odakladığımız zaman gözün tam keskin olmasını isteriz. 2-3 mm arkaya odaklaması istediğimiz gibi olmamasına sebebiyet verebilir.
Sonuç olarak eğer makinenizde böyle bir özellik mevcut ise lens ile olan uyumlarına bir göz atın derim.
Ayrıca farklı bir blogdaki şu yöntemi de kullanabilirsiniz: http://blog.willshootphotography.com/2008/10/canon-50d-af-mi.html
Yaklaşık 2.5 senedir Canon’un, giriş seviyesi DSLR makinelerinde iyi bir yer edinen EOS 450D modelini kullanıyordum. Açıkçası giriş seviyesi DSLR makineler arasında aranabilecek çoğu şeye sahip diyebilirim. Fakat bir süredir (ki bu süre 6 ayı geçmez) artık EOS x0D ya da EOS xD sınıfına geçmem gerekiyor hissiyatına kapılmıştım. Sürekli 50D ile 7D arasındaki farkları inceledim bu süre zarfında. Aklım hep 7D’deydi fakat 50D alacağımı ben de biliyordum (aralarında yaklaşık 500 dolar gibi bir fark var). Keza 7D de kendi sınıfının diğer modellerinden farklı olarak, 50D gibi 1.6 crop’lu. Yani full frame bir sensöre sahip değil. Bu yüzden aradaki fark verilmez diye düşünüyordum hep.
Geçen haftasonu Hayyam’a gidip Tokina 11-16mm f2.8 lensinden almaya karar verdim. Nedir bu lensin özelliği diye soracak olursanız, bir nevi balık göz olarak da sayabileceğimiz, geniş açılı bir objektif. Kendi sınıfındaki rakiplerine göre diyafram açıklığının 2.8′de sabit olması ve keskinlik açısından oldukça tatmin edici sonuçlar vermesi bu lensi bir anda bir adım öteye taşımış durumda. Fakat nereye sorsam bulamadım. Neymiş, yurtdışında da yokmuş, Japonya da tatilmiş vs.
Tesadüfi, bir vitrinde 50D body’sini gördüm. Fiyatını sordum ve 1000 dolar cevabını alınca 200 dolar daha ucuzlamış diye sevinerek, bir de Tokina’da yaşadığım hayal kırıklığını gidermek adına hemen aldım.
450D ile 50D arasındaki tecrübe ettiğim farklar:
Bunlar gibi bir çok artı sayabilirim. Fakat şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Eğer fotoğrafa hiç başlamamışsanız ve bu yazıyı okuyorsanız, bu sakın sizi “o zaman başlangıç olarak 50D almalıyım” düşüncesine sürüklemesin. Ben kesinlikle bazı şeylerin kademeli olması gerektiğine inanıyorum. Giriş seviyesi bir makine ile başlayıp, zamanı geldiğinde o makinenin neden size yetmediğini anlamanız, bana göre fotoğrafçılık temellerini sağlam atmaya başladığınız anlamına geliyor. Bunu anladığınız anda o makineyi satıp bir üst sınıfa geçerseniz, işte o zaman gerçek bir deneyime sahip olacaksınız. Şunu da belirteyim, 450D ile 50D arasında başlangıç seviyesi açısından hiç de öyle dağlar kadar fark yok. 450D ile katıldığım bir yarışmada bir çok xD ve x0D serisinden makineli arkadaşımdan çok daha iyi bir derece elde etmiştim. Fotoğrafçılık sadece ve sadece doğru ve yaratıcı kadrajı görebilmektir. Teknik detaylar olayın ayrı bir boyutu. Bunu zamanı gelince zaten anlayacaksınız.
Canon, giriş seviyesi DSLR modellerine yeni bir model daha ekledi; Canon EOS 550D. 500D’nin çıkmasının üzerinden 1 sene geçmiş olmasına rağmen, Canon, Nikon ve Sony gibi rakiplerine karşı üstünlüğü korumak adına sürekli bir yeni model çıkarma politikasına devam ediyor.
550D’nin teknik özellikleri;
Giriş seviyesi DSLR makinelere eklenebilecek pek çok şeyi eklemiş durumda Canon. Ben yaklaşık 2.5 senedir 450D kullanıcısıyım. Bu özellikler içinden 3-4 tanesi keşke olsaydı bende de dediğim özellikler. Yazın 7D’ye geçtiğimde sanırım giriş seviyeleri ile ilgilenmeyi bırakacağım
Peki gelelim asıl soruya. 550D ile Canon’un bir önceki giriş DSLR modeli olan 500D arasında ne fark var? Bunu da dpreview sitesinden aldığım bir tablo gayet net ortaya koyuyor:
Tablo kaynağı : http://www.dpreview.com/previews/CanonEOS550D/
In: Diger
28 Feb 2010WordPress kullanıcıları bilirler, Türkçe karakter problemi çok baş ağrıtabiliyor. Özellikle WordPress’in Türkçe versiyonunu kurmayıp, yabancı dil versiyonlarını kurarsanız, epey uğraşacaksınız demektir. Blog’umu açtığım günden beridir ben de bu problemi yaşıyordum. Benim problemim WordPress’in MySQL’de otomatik olarak oluşturduğu tabloların collation’larının, latin1_swedish_ci olmasıydı. Bunu teker teker MySQL komutlarıyla dönüştürmeye hazırlanıyordum ki, bunun için yazılmış bir plugin olduğunu gördüm. 2-3 saniyede tüm tabloları, içeriğine dokunmadan utf8_general_ci karakter set’ine dönüştürdü.
Eğer siz de aynı sorundan muzdarip iseniz, bu link tam size göre.
In: Internet
28 Feb 2010Son yıllarda Javascript ile uğraşan veya en azından bir dönem uğraşmış olan developerlar için çok önemli bir yer edinmiş olan jQuery kütüphanesinin 1.4.2 versiyonu yayınlanmış. 1.3.X versiyonundan geçişlerde ufak tefek problemler yaşanabiliyormuş, bu yüzden henüz kendi sitelerimizde 1.4.2′ye geçiş yapmadık. Fakat bir çok bug-fix ve optimizasyon çalışması yapılmış gibi görünüyor.
En önemli değişiklikler olarak, “live” ve “die” methodlarının yerine “delegate” ve “undelegate” methodları eklenmiş, performans geliştirmeleri yapılmış, ve 40′a yakın sorun düzeltilmiş.
jQuery’nin 1.4.2 versiyonunu buradan indirip kullanmaya başlayabilirsiniz.
Orkun Kaan Türeyyen
08/06/1985